DEVALÜASYON VE TÜRKİYE’DE DEVALÜASYON UYGULAMALARI VE SONUÇLARI

  İÇİNDEKİLER

1.1. İstikrar Temini İçin Yapılan Devalüasyon. 2

1.2. Dış Satımı Destekleme Devalüasyonu. 3

  1. DEVAÜLASYON UYGULAMALARI 5
  2. Türkiye’de Devalüasyon Uygulamaları 7

2.1. 1931 yılı devalüasyonu. 7

2.2. Yedi Eylül 1946 Devalüasyonu. 7

2.3.1958 Yılı Devalüasyonu. 8

2.4. 10 Ağustos 1970 Devalüasyonu. 9

2.5.1970-1980 Kur Ayarlamaları (Devalüasyonları) 9

2.6.24.0cak.1980 Devalüasyonu. 9

2.7. Oniki Eylül 1980 Sonraları Devalüasyonları 10

2.8.1995 Yılı Devalüasyonu. 11

SONUÇ.. 17

KAYNAKLAR.. 20

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1. Ortalama Yıllık Büyüme Oranı (%) 17

Tablo 2. Ortalama Yıllık Büyüme Oranı (%) 18

Tablo 3. Genel Olarak 1923 – 2000 Yılları Döviz Kurları: Amerikan Doları Ve Alman Markı Bazında Her Yıl İçin. 19

Tablo 4. Genel Olarak 1923 – 2000 Yılları Döviz Kurları: Amerikan Doları Ve Alman Markı Bazında Her Yıl İçin. 20

DEVALÜASYON VE TÜRKİYE’DE DEVALÜASYON UYGULAMALARI VE SONUÇLARI

  1. DEVALÜASYON

Devalüasyon ulusal paranın, yabancı para birimleri karşısında değerinin belli bir amaca yönelik olarak düşürülmesine devalüasyon adı verilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken, paranın değer kaybının olmamasıdır. A- lınan karar ekonomik göstergeler doğrultusunda alınmaktadır.

Devalüasyon yapılması için birçok sebep sayılabilir. Ancak, genel olarak iki temel nedene dayanarak, yönetenler paranın değeri düşürmek ihtiyacı duyarlar (http://www.analiz.com.tr/egitim/ devaluasyon03.html).

– İstikrar temini için yapılan devalüasyon

– Dış satımı desteklemek amacına yönelik yapılan devalüasyon

1.1. İstikrar Temini İçin Yapılan Devalüasyon

Paranın iç değeri, dış değerinden daha hızlı düşmüş ise yani içeride fiyatların yükselmesine karşın paranın dış değerinde bir değişiklik olmamış ise, bu durumda istikrarı sağlamak için yapılan paranın dış değerinin düşürülmesi işlemine istikrar devalüasyonu denir. (Narayan, 2000:19)

Dünya bu tür devalüasyona en tipik örnek olarak 1926-1928 yıllarında Fransız Poincare hükümetinin yaptığı uygulama gösterilmektedir. Savaş sonrası iç piyasada (Fransa’da ) fiyatlar yükselmiş, dış piyasada ise paranın değeri değişmemiştir. Bu sebeple oluşan ekonomik durum durgunluğa neden olmadan çözülebilmesi, ekonomik kalkınmanın hızlandırılması için yapılan çalışmalar doğrultusunda 1928 yılında paranın dış değeri %5 den %4 oranında düşürülmüştür. Alınan önlemler, para politikası ile de desteklenmiş ve ekonomide yeniden canlanma, dış ticarette gelişme sağlanmıştır.

Bu tür istikrar devalüasyon ülkemizde de yapılmıştır. Bunlardan en önemlisi 1958 yılında yapılan 2,50 TL olan 1 $ nın 9.00 TL ye çıkarılmasıdır. Ayrıca 1970 yılında yapılan % 66’lık devalüasyon da bir istikrar devalüasyonudur. 1 Ş =14,85 ye çıkarılmıştır.

2001 yılında oluşan kriz neticesinde dalgalı kur sisteminde oluşan dengeler 850,000-900,000 TL’nin üzerinde bir rakamda dengenin oluşması, siyasi irade de destek vermesi, bu politika gerek ekonomik gerekse toplumsal bir takım önlemleri beraberinde getirmiştir. Ekonomik istikrarın sağlanması açısından politik istikrarın teminine yönelik devalüasyon olarak değerlendirebiliriz. Bir başka değişle kurda meydana gelen fiyat birikimi en kötü gözle gören ekonomistlerde bile % 20-25 den fazla değildir. Kur % 25 değiştiği taktirde 845,000.TL. olmalıdır. işte bu denge oluşacağı tahmin edilen rakamın üzerindeki bir artış devalüasyon niteliği taşıyacaktır. Nitekim ortaya çıkan gelişmeler kurun daha yukarıda oluşmasına neden olmuş ve devalüasyonun dalgalı kur ile ortaya çıktığı görülmüştür.

1.2. Dış Satımı Destekleme Devalüasyonu

Uluslar dış satımda karşılaştıkları güçlükleri aşmak, rekabet güçlerini arttırmak amacı ile paralarının değerlerini düşürebilir. Buna dış satımı desteklemek amacı ile yapılan devalüasyon adı verilmektedir.

Ülkeler dış satımlarında güçlüklerle karşılaştıklarında, rekabet edebilirlik güçlerini ve pazar paylarını korumak ve geliştirmek amacı ile iki yol izlerler. (Narayan 2000,22)

– Dış satım yapan kişiler ve kuruluşlar, vergi iadesi ucuz kredi veya getirilen dövize farklı kur uygulaması gibi yöntemler ile desteklemek. Bu genel tür tedbirler arızi dalgalanmalar meydana geldiğinde uygulamaya konulur. Eşitlik ilkesine aykırı bir durum yara-tan bu tedbirler amacına ulaştığında ya tamamen kaldırılır veya en alt düzeye çekilir.

– Rekabet koşullan süreklilik arz etmesi halinde, ülkenin yeni ve kalıcı pazarlara ihtiyacı var ise, milli paranın dış değerini düşürmektir.

Ancak bu uygulamalar genel anlamda para birimi konvertibl olmayan ülkelerde yapılmaktadır. Genel olarak parası konvertibl olan ülkelerde devalüasyon yapılamaz anlamını çıkarmak da yanlıştır. Zira dengeler para birimi olması gerekenden daha düşük seviyede oluşturulur ve siyasi irade de destekler ise bu ilan edilmemiş bir devalüasyondur.

Konvertibl paralarla ulusal para birimleri arasındaki değer kayıp ve kazançları her gün oluşan arz ve talep ile belirlendiğinden, ülkelerdeki enflasyon farkları kadar milli para birimi değer kazanacak veya değer kaybedecektir. Dünyanın hiçbir ülkesinde tam serbest kur, politikası uygulanmaz. Merkez bankaları zorunlu gördükleri anda ulusal para birimini destekleyerek, tedavüldeki para miktarını azaltarak veya arttırarak bu işlevlerini yerine getirirler. Zira müdahale olmaması durumunda spekülatif davranışlar ile gerek milli para değeri yeterinde fazla düşürülebilir veya yükseltilebilir. Bu işlemler yabancı para üzerine de gerçekleştirilebilir. İşte buna izin verilemez ve verilmemektedir

Paranın iç değeri ile dış değeri arasında dalgalanmaya rağmen farklılıklar olabilir. Yani Enflasyon değerinin altında yabana para birimleri arttırılmış veya artmış ise enflasyonla kur farkı arasındaki bir fark meydana gelir. Bu durumda iç piyasada oluşan fiyatlar doğru ise şiddetli bir baskı, kurların üzerinde birikecek ve bir müddet sonra milli para konvertibl de olsa, kur dalgalanma neticesinde olması gereken değere ulaşacaktır.

  1. DEVAÜLASYON UYGULAMALARI

Her devalüasyon, uygulandığı ülkenin ekonomik yapısına göre özellikler arzeder. Örneğin bazı ülkelerde devalüasyonlar sosyal reformlardan sonra yapılır. Bazılarında fiyatların yükselmeye başladığı ve yükselmenin devam ettiği veya enflasyon ağırlığının baş gösterdiği sıralarda, bazı ülkelerde ise uzun veya kısa dönemlerle devam eden bir deflasyondan sonra, devalüasyon operasyonlarının yapıldığı görülmüştür.

Örneğin, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Fransa ilk devalüasyon operasyonunu yapmıştır. Bu devalüasyon operasyonunda, Fransız Hükümeti fiyatların yükselmeyeceği hususlarında, Fransız halkına garanti vermiştir. Fakat devalüasyon operasyonundan bir süre sonra, fiyatların hızla yükselmesini Fransa Hükümeti önleyememiştir.

Devalüasyon operasyonları, hiçbir zaman ekonomisi istikrarlı, dış açığı olmayan bir ülke için uygulanmaz. Mutlaka ödemeler bilançosunda, ithalat-ihracatında, iç ve dış fiyatlar gibi ülke ekonomisinin çeşitli alanlarındaki krizler nedenleri ile devalüasyon operasyonlarına gidilir. Örneğin, devalüasyon’a giden ülkenin, devalüasyondan önce ihracatında azalma, ithalatında sürekli çoğalma vardır. Bu da o ülke ekonomisinin, ödemeler dengesinin ülke aleyhine dönmesi nedenleri ile zor durumlara sokacaktır. Devalüasyon operasyonu ile milli paranın dış değerinin düşürülmesi sonucunda, ithalatta azalma, ihracatta çoğalma olacaktır. Dış ülkelerde büyük ihaleler kazanmış müteahhitlerin, çeşitli yatırımlarda bulunan iş adamlarının, ellerindeki tasarruf meblağlarını yabancı bankalarda biriktirenlerin ve de çeşitli alanlarda ücret karşılığı çalışanların, varsa diğer kaynakların yabancı kuramlarda muhafaza edilen dövizler değer kazandığından, devalüasyon yapan ülkeye akacaktır. İşte devalüasyon yapmanın en önemli temel amaçlarından biri de budur.

Geri kalmış ülkeler, ithal mallarına daima muhtaçtırlar. Çeşitli endüstri ve diğer çeşitli alanlarda zorunlu ithal mallarını ithal etmek zorundadırlar. Devalüasyon operasyonu ile pahalıya ithal edilecek malların fiyatları, ne kadar önleyici önlemler alınırsa alınsın, iç fiyatları etkileyecek ve yükseltecektir. Örneğin, ülkemizde uygulanan 1946, 1958, özellikle 24.0cak.1980 yılları devalüasyonları ve 1980’lerden sonra günümüze kadar uygulanan devalüasyonlar fiyatları etkilemiş ve yükseltmiştir.

Devalüasyona karar veren ülkeler, bu karan vermeden önce, gerekli bütün ekonomik önlemleri, özellikle iç fiyatların yükselme eğilimlerini kesin olarak önleyici gerekli bütün kararlan mutlaka almak zorundadırlar. Özellikle geri kalmış ülkeler bu önlemler üzerinde ciddiyetle durmak zorunluğu içerisindedirler.

Bu konular ile ilgili yıllar öncesi öğrencisi olduğum çok değerli para ekonomisi hocam rahmetli Prof.Dr.Burhan Zilini Sanus, derslerinde devalüasyon ile ilgili görüşlerini şöyle açıklardı; “Bir ülkenin içinde bulunduğu darboğazlardan devalüasyon yolu ile kurtulabilmesi, özellikle parasal istikrara kavuşabilmesi için, en uygun zamanı, milli ekonomiye en uygun devalüasyon oranını seçmesi ve alman kararların dikkatle uygulanması, özellikle fiyatları yükseltici operasyonlardan kaçınılması şarttır. Bir ülke ödemeler bilançosundaki dengeyi, parasının kıymetini düşürerek ayarlamak istediğinde, devalüasyon işlemlerinin başarılı olabilmesi için, iç fiyatların yükselmemesi şarttır. B u nedenle devalüasyon oranının saptanması için detaylı bir analiz yapılması gerekmektedir.

Paranın kıymetini stabilize edebilmek için bütçe dengesinin oluşması ve muhafazası gerekir. Devletin giderlerini vergilerle karşılayabilmesi zorunluğu nedenleri ile saptanacak devalüasyon oranlarına nazaran, vergi randımanının nasıl gelişeceğini, göz önünde bulundurmak gerekir. Saptanan devalüasyon oranı, ülkenin ekonomik faaliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yaparsa, bundan devlet bütçesi büyük zararlar görebileceği gibi, ülke ekonomisi de çok ağır yara alır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, Devalüasyon uygulamalarının temel amacının, dış dengeyi sağlayabilmek için ulusal paranın dış değerini düşürerek, ithalatı pahalılaştırıp, ithalatı ucuzlatmak, döviz girişini hızlandırarak, döviz çıkışını yavaşlatmaktır. Dış ödemelerde açık veren, yani ihracatı ithalatından az olan ülke, milli paranın dış değerini düşürerek, ihracatını arttırıp, ithalatını azaltabilir. Bunun sonucunda da dış denge sağlanır ve açık kapanır. Fakat devalüasyon uygulamaları ile bu temel amacına da aşağıdaki nedenlerle her zaman erişilemediği görülmektedir.

Devalüasyon yapılan ülkede; ihraç malları üretimi ve arzı, fiyatlar yükselse de kolaylıkla arttırılamıyorsa, para arzı ayarlamasının ihracatı çoğaltan etkisi olamaz. Yabancılar için, devalüasyon yapan ülkenin ihraç malları fiyatlarının düşmesi fazla bir önem taşımıyorsa, ihracat miktar olarak genişlese de ihracattan elde edilen dövizde bir artış beklenemez.

Devalüasyon yapılan ülkede, ithal mallan zorunlu ihtiyaç mallan ise, ya da halkın yabancı mallara karşı özel bir güveni, rağbeti veya tutkusu varsa, ithal mallarının fiyatları yükseldiği zaman ithalat miktar olarak daralsa bile, ithalat için harcanan döviz azalmaz

 

2.1. Türkiye’de Devalüasyon Uygulamaları

2.1.1. 1931 yılı devalüasyonu

Türkiye’de doların fiyatı 211 kuruş olarak ayarlanarak, ilk devalüasyon 1931 yılında yapılmıştır. Fakat 1931 yılında yapılan devalüasyonun, devalüasyon mu yoksa o yılların ekonomik şartları gereği kısa vadeli TL değerinin düzenlenmesi mi olduğu uzun süre tartışılmıştı]. Çünkü ekonomi literatürlerinde açıklanan devalüasyon teorilerine en uygun olanının, Türkiye’de 7 Eylül 1946 yılında .yapılan ilk devalüasyon olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır.

2.1.2. Yedi Eylül 1946 Devalüasyonu

1923-1946 yıllarında Türkiye’de, yukarıda da kısaca özetlediğimiz gibi ilk olarak en ağır devalüasyon operasyonu , 7 Eylül 1946’da uygulanmıştır.

1946 yılında Türkiye Cumhuriyetinin başında Recep Peker Hükümeti bulunuyordu. Türk Lirası’nın İkinci Dünya Savaşı içerisinde, iç ve dış değerleri arasında önemli ‘ derecede farklar belirmiştir. Recep Peker Hükümeti, bu farkı yok etmeye kesin olarak karar vermişlerdi. 1931 Yılından 1946 yılına kadar tam onbeş yıl, Türk Lirası değerine hiç dokunulmamıştı. Türk ekonomisi bu zaman zarfında monoton bir fasit daire içinde, kendi çapındaki hamlesi ile başbaşa idi. Recep Peker Hükümeti, 1946 yılında Türk Parasına gerçek değerin verilmesini istiyordu. Bu gerçek değeri vererek, dış fiyatlarla iç fiyatlar arasındaki farkın ortadan kaldırılması sağlanacaktı. Diğer taraftan da dış ticaretteki sun’i önlemler ortadan kaldırılacaktı. Dış ticaret canlandırılacaktı. Sonuçta üretimin çoğaltılması düşünülüyordu.

1943    yılından önce düşük oranda bir mini devalüasyon yapıldı. Esasında bu önemli bir devalüasyon operasyonu sayılmazdı. 1946 yılında, “7 Eylül Kararlan” diye anılan devalüasyon ile Türk Lirasının değeri yüzde kırk’a yakın bir oranda düşürülmüştür. Bir Dolar, İki Lira 82 kuruş (2.82) olmuştur. Türk Parasının değeri çok aşağı tutulmuştu. Çok aşağıda olan Türk Parasının kıymeti ise, ithal mallarının fiyatlarım artırmış, yurt içindeki fiyat istikrarını bozmuştu. Hükümet bol mal ithal etmek istiyor, ithal edilecek bol mallarla dahildeki fiyat hareketlerini rekabetle ayarlayabileceğini umuyordu. Bu çeşitli ekonomik etki ve faktörlerle gerçekleşemedi.

1946 Devalüasyonu ağır olumsuz sonuçlarla sonuçlandı. Üretimde beklenilen sonuç sağlanamadı. Devlet giderleri arttı. Bütçe açıkları çoğaldı. Nakit hacmi yükseldi. Türk parasının satın alma gücü düştü. İthalat çoğaldı. İhracat düştü. Oysaki daha öncede belirtildiği gibi devalüasyonların temel amacı, ithalatın azaltılması, ihracatın çoğaltılmasıdır.

O yıllarda işadamlarımız, çalışan insanlarımız, bugünkü gibi çeşitli dış ülkelere yayılmamışlardı. Ayrıca dış finansman kuramlarında, bankalarda tasarruf meblağları olanlar olmadığı için, dışarıdan bu yollardan döviz girdisi de sağlanamadı.

Bunların yanında 1946 devalüasyonunda, dış ticaret bilançosundaki açıklar büyüdü. Döviz stokları azaldı. Hayat pahalılığı artmaya başladı. İşsizlik ülkenin dört bir yanma yayıldı.

1946 yılı devalüasyonu, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana, devalüasyon kapsamında ilk defa uygulanan gerçek bir devalüasyon olmuştur. Başarılı olmayan ilk devalüasyon da 1946 yılı devalüasyonu olmuştur. Nitekim araştırmalarımızda görüleceği gibi 1946 yılından sonra uygulanan devalüasyonlar da Türkiye ekonomisi arzu edilen sonuçlan verememişlerdir.

1950 Seçimlerinde, İktidar Partisi olan CHP, iktidardan düştü. İktidar Hükümeti 1950 yılında, iktidarı devrettiğinde, başarısız olan 1946 devalüasyonunun ağır tahribatlarına rağmen, Türk parasının iç ve dış değeri, 1950 yılından sonraki dönemlerden çok daha istikrarlı idi.

2.1.3.1958 Yılı Devalüasyonu

1946 Devalüasyonunu ağır dille eleştiren, o zamanın güçlü muhalefet partisi olan Demokrat Parti, 1950 yılında iktidar olduktan 8 yıl sonra, 1958 yılında, bu sefer yüksek oranda devalüasyon operasyonu uygulanmıştır. 1958 Yılı devalüasyonu da beklenilen sonucu verememiştir. İhracat tıkanıklığına faydalı yönleri olmuşsa da zorunlu ithal mallarında büyük darlıklar ve fiyat yükselmeleri olmuştur. Yükselen ithal mallan fiyatlan, iç fiyatlan yükseltmiş ve ülkenin ekonomik istikrarını sarsmıştı. Paranın dış piyasa değeri ile iç piyasa değeri arasında belirli farklar, her geçen gün büyüyordu. İç piyasadaki istikrarsızlık kendini toparlayamıyordu.

1950 yılından sonra birden girişilen enflasyonist yatırımların ve altın karşılığı kağıt para sisteminden uzaklaşılarak, karşılığında altın stoku bulunmayan dinamik kağıt para sistemi uygulamasının doğurduğu fiyat yükselmeleri, devalüasyon operasyonundan sonraki yıllarda da devam ediyordu. Sabit ve dar gelirli vatandaşın geçim sıkıntısı, her geçen artıyordu. Özellikle, Türk Parasının dış piyasalardaki değerinin sürekli olarak düşmesi, ülke ekonomisinin itibarını sarsıyordu. Bütün bunların yanında, 1958 yılı devalüasyonu, ödemeler bilançosundaki bazı önemli boşluktan kapatmış, fakat beklenilen ekonomik dengeyi sağlayamamıştır. 4 Ağustos 1958 tarihinde “İktisadi İstikrar Tedbirleri” adı altında yapılan bu devalüasyonda, Türk Lirası %220 değer kaybederek, bir Dolar (900) kuruş (9) TL. olmuştur.

tez hazırlama ofisi merkezi

2.1.4. 10 Ağustos 1970 Devalüasyonu

1958 Yılından 12 yıl sonra 1960 ihtilalinden aşağı yukarı 10 yıl sonra iktidara gelen Adalet Parti hükümeti %70’lere varan 3. ağır devalüasyonu yapmıştır.

Belirli dönemlerdeki ihracat rakamlarımızın memnuniyet verici olmaması, ithalatımızın ihracatımıza göre sürekli olarak çok daha fazla büyümesi, fiyatların iç ve dıştaki istikrarsızlığı, ödemeler bilançomuzdaki dengesizlik her zaman olagelen milli sermayemizin yetersizliği, finansman kaynaklarımızdaki kıtlığımız ve ‘özellikle diğer ekonomik ve sosyal faktörlerimiz nedenleriyle Türk Ekonomisinde 10 Ağustos 1970 devalüasyonu da beklenilen sonucu sağlayamamıştır.

İhraç edilemeyen milli ürünlerimizin ihracını sağlamak, dış ticaret dengemizde, milli •^üretimimizi çoğaltmada, dış ülkelerdeki vatandaşlarımızın dövizlerinin Türkiye’ye akmasında, turizm gelirlerimizin çoğalmasında, 10.Ağuslos.l970 Devalüasyonunun faydalan olmuş fakat, Türk Ekonomisinin muhtaç olduğu istikran sağlayamamıştır. Paramızın dış değerinin düşmesi, içerdeki fiyatların sürekli olarak yükselmelerine neden olmuş, yeni vergiler ve diğer zamlar, fiyatları daha da yükseltmiştir. İthalat ve ihracat açığı yeterli şekilde kapanamamış, ödemeler bilançosundaki açık devam etmiştir.

Dış ticaret açığını kapamak, özellikle milli ürünlerin dış satımım artırarak, Kalkınma Planının amaçları düzeyinde gerçekleştirmek amacı ile 10.Ağustos. 1970 devalüasyonu ile Türk Lirası %66 oranında devalüe edildi. Yani Dolar karşısında Türk Lirası %66 değer kaybı ile bir Dolar 15.15 oldu. (Onbeş lira onbeş Kuruş)

2.1.5.1970-1980 Kur Ayarlamaları (Devalüasyonları)

Yukarıda özetlediğimiz 1970 devalüasyonundan sonra, 1974 yılından itibaren Dolar, TL. karşılığı yükseltilmeye başlandı. Yılda birkaç kez yapılan bu “ayarlamalar” sürekli devalüasyon izlenimi bırakarak, TL.’nin dış değerini belirsiz hale getirdi.

1979 yılı Nisan ayında %30 oranında ve aynı yılın temmuz ayında %88.4 (pirimli) oranlarında devalüasyonlar yapıldı. Bir dolar 47.80 TL. (47 Lira 80 Kuruş) oldu .

2.1.6.24.0cak.1980 Devalüasyonu

24 Ocak 1980 yılı devalüasyon operasyonu ile birlikte alman ekonomik önlemler, Türkiye Cumhuriyeti ekonomi tarihine “24. Ocak. Kararları” olarak geçmiştir.

 

24.0cak.1980 yıllarında; yüksek enflasyon ve hergün artan hayat pahalılığı, döviz dar boğazı, bazı temel maddelerin yokluğu, kuyruklar ve karaborsa, düşen üretim ve ulaşım faaliyetlerinin aksaması, enerji darlığı, yoğunlaşan grevler, hızla artan işsizlik gelir dağılımının bozulması, anarşinin artması, petrol sıkıntısı, vergi sistemindeki bozukluk, kamu iktisadi teşebbüslerinin aşırı zararları nedenleri ile 24.0cak. 1980 devalüasyonu ile Türk Lirası %33 oranında devalüe edilmiştir. 24.0cak.1980 yılında yapılan devalüasyonla; enflasyon oranını düşürmek, enflasyonu körükleyen KIT’leri yeniden organize etmek, döviz gelirlerimizle giderlerimizi kapatmak, ihracatı artırarak dış ödemeler dengesini düzenlemek, sermaye piyasasını düzenlemek, yatırımları hızlandırmak, para arzındaki genişlemeyi önlemek gibi önemli amaçlan kapsıyordu

Devalüasyonla Döviz kuru 1980 yılında (90) TL. i bulmuştur. 1981 de (133), 1982 de (191) TL. olmuştur. Bu devalüasyonla faiz oranlan yükselmeye başlamış, bunun yanında işsizlik çoğalmıştır. Para değerinin sürekli ve hızlı düşüşü, özellikle sanayi kesiminde girdi maliyetlerinin aşın derecede yükselmesine neden olmuştur. Firmalar finansman sıkıntısıyla karşılaşmışlardır. Finansman sıkıntısı faiz oranlarını yükseltmiştir. Piyasa maliyet enflasyonu içerisine girmiştir. Killerin zararlarını kapatmak, 24.0cak kararlarının temel amaçlarından biriydi. Açıkları kapatabilmek için hemen hemen bütün mal ve hizmet ürünlerine ard arda zamlar yapıldı. Aşın zamlar fiyatların yükselmesini körükledi. Kit açıkları büyüdü. 1980 Yılında toptan eşya fiyatları yüzde yüz artmıştır.

24 Ocak kararlan programı, kısa dönemde istikrarı sağlayacak önlemler yanında, uzun sürede uygulamaya devam edilmesi gerekli bir kalkınma stratejisini ortaya koymuştur. Önemli ölçüde de başarılı olmuştur.

2.1.7. Oniki Eylül 1980 Sonraları Devalüasyonları

Devlet müdahalesi azaltılmış, özel girişimcilik ekonomik faaliyetlerde esas kabul edilmiş, ticaret alanında serbestlik getirilmiş, faiz hadlerinin saptanması bankalararası serbest bırakılmış, döviz alım satımları da serbest bırakılmıştır.

1979 yılından sonra serbest döviz alım satımına geçilmekle, kapalı ve sık sık yapılan kur’ ayarlamaları adı altında “kapalı devalüasyon” larla, 1980 yılında %37 oranındaki devalüasyonla (90) TL. olan doların değeri, 1990 yılında (3.000) TL. olmuştur. 1990 yılından 1995 yılı aralık ayı başlarına kadar aynı devalüasyon uygulamaları ile, doların değeri (55.000) TL’e yaklaşmıştır.

2.1.8.1995 Yılı Devalüasyonu

1995 yılında %13 oranında bir devalüasyon daha yapılmıştır.

1998 yılı sonlarında doların değeri (üçyüzbin) TL’e yaklaşmıştır. 2001 Yılı başlarında ise doların değeri (yediyüz bin TL.)’ye yaklaşmıştır.

1995 Yılı Devalüasyonu

5 Nisan 1995 yılını diğer istikrar karalarından ayıran en önemli olgu, mal piyasasının yanı sıra para ve döviz piyasasının da oldukça serbest bir şekilde işlemekte olduğudur (Parasız,! 996:218). Bu dönemde dövize hücum başlamış, Merkez Bankasının döviz rezervleri bu hücumu önlemekte yetersiz kalmış ve, 26 Ocak 1994’te resmi dolar kuru %13,6 yükseltildi. Ancak yaklaşan yerel seçimler nedeniyle önlem almakta gecikilmesi dövize hücumun sürmesine neden olur. 5 Nisan 1994’te istikrar paketi açıklanırken doların resmi kuru % 38,9 yükseltildi ve 1 Dolar 32 bin liraya yaklaştı. İzleyen birkaç günde dolar 40bin lirayı astıysa da daha sonra düşüşe geçti ve 31-32 bin lira arasına yerleşti. Bu devalüasyon sonucunda ihracatta sıçrama yaşandı, ithalatta ise gerileme oldu. Ancak diğer olumlu sonuçların alınması, bir yıl sonra seçime gidilmesi nedeniyle gerçekleşmedi.

2001 Yılı Devalüasyonu

Enflasyona öncülük edecek yavaşlatılmış kur politikası daha 1 ay öncesi-ne kadar IMF programının omurgasıydı ve 12.5 aydır yürürlükteydi. IMF ve Türk bürokratları kesinlikle bir devalüasyon olmayacağını söylüyorlardır. Kasım krizin-den sonra ithalatın ve enflasyonun düşmeye başlaması, bu tür kur politikasının yarattığı risklerin kaybolacağını gösteriyordu.  tez ofisi Sadece ekonomik büyümede bir yavaşlama olacaktı…

İleri düzeyde riskli operasyonların mali sektörde likidite sıkışıklığı yaratması bazı yatırımcıların dövize yönelmesine neden olmuştur. Bu yaklaşım 2000 yılında zarar etmiş yatırım şirketleri tarafından da desteklenmeye başladığı izlenmektedir. Bu şirketler bir devalüasyon olursa 2000 yılındaki zararlarını çıkarabilecekleri umuduyla ve yoğun propagandanın yarattığı moral bozukluğu ve likidite sıkışıklığının yüksek faizlere sebep olmuş Türk ve IMF bürokratlarının dayanma gücünü kırdı ve IMF programının omurgası olan önceden belirlenmiş kur politikasından (Döviz Çapası) vazgeçildi. Kur serbest dalgalanmaya bırakıldı.

İthalat veya sermaye çıkışı talebi gibi sebeplerle oluşmuş bir döviz talebi olmamasına rağmen kurun serbest bırakılması oluşan moralsiz ortamda spekülatif döviz talebine sebep olacak gibi görünmekteydi en azından. Merkez Bankası bu talebi kesecek şekilde piyasada döviz satabilir. Ama biz aşağıda serbest dalgalanma rejiminin 1994’de yaşanan boyutta bir devalüasyona yol açması halinde hangi ana sektörde talebin nasıl etkilenebileceğini Tablo 6’da göstermek istedik.

Bu kur politikası Türk Mali sisteminde “Döviz Borçlan Ve TL’sına Yatırım Yap” kalıbının oluşmasına sebep olduğundan, bir devalüasyon sistemi de zarara sokmakta ve toplam talep üzerinde daraltıcı rol oynamaktadır. 1994 devalüasyonunda toplam (gayrisafi yurtiçi hasıla) büyüme oranı bir önceki yılın yaklaşık yarısı kadar küçülme şeklinde olmuştur. En yüksek küçülme şeklinde olmuştur. En yüksek küçülme oranları dayanıklı tüketim ve yatırım malları gibi katma değeri yüksek mallarda olmuştur. Benzeri şekilde ithalatta küçülme de çok yüksek oranlarda gerçekleşmiştir. Gıda sektöründe ise daralma minimal olurken, enerji ve hizmetler sektörlerinde küçülme değil büyüme yaşanmıştır.

Tablo 1. Ortalama Yıllık Büyüme Oranı (%)

Ortalama Yıllık Büyüme (%) 1993 1994
Gıda, İçki Tüketim 5,5 -1,7
Dayanıklı Tüketim 23,0 -30,2
Yarı Dayanıklı ve Dayanıksız Tüketim 7,5 -11,2
Enerji, Ulaştırma, Haberleşme Tüketim 11,6 5,0
Hizmetler Tüketim 8,8 5,0
Makine Teçhizat Yatırımı 59,0 -23,2
Mal ve Hizmet İhracatı 7,8 14,6
Mal ve Hizmet İthalatı 35,4 20,2
Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 8,6 -4,6

Kaynak: DİE.

2000 yılının son çeyrek dönemi tahmini kullanılarak yapılan 2000 yılı büyüme tahminleri ile 2001 yılı büyüme oranları tahminleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. 2001 yılı tahmini 1994 yılında devalüasyon neticesinde oluşan oranların 1993’e kıyaslamasının 2000 yılına uyarlaması ile yapılmıştır.

Tablo 2. Ortalama Yıllık Büyüme Oranı (%)

Ortalama Yıllık Büyüme (%) 2000 2001
Gıda, İçki Tüketim 3,9 -1,2
Dayanıklı Tüketim 22,6 -29,7
Yarı Dayanıklı ve Dayanıksız Tüketim 7,7 -11,6
Enerji, Ulaştırma, Haberleşme Tüketim -0,5 -0,2
Hizmetler Tüketim 10,4 5,9
Makine Teçhizat Yatırımı 91,8 -36,2
Mal ve Hizmet İhracatı 13,2 24,6
Mal ve Hizmet İthalatı 23,7 -13,5
Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 4,8 -2,6

Tablo 3. Genel Olarak 1923 – 2000 Yılları Döviz Kurları: Amerikan Doları Ve Alman Markı Bazında Her Yıl İçin

Yıl $ DM
1924 Ortalama 1,67 Lira – Krş Ortalama 0,44
1930 2,07 0,46
1931 2,12
1932 2,11
1933 2,11
1934 1,66
1935 1,26
1936 1,26
1937 1,26
1939 1,26
1940 1,28
1941 1,31
1942 1,31
1943 1,31
1944 1,31
1945 1,30
1946 2,82 0,66
1950
1951
1952
1953
1954
1955
1956
1957
1958
1959 9,00 2,14
1960 9,00 2,14
1961 9,00 2,25
1962
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969 2,46
1970 1485 4,09
1971 14,00 4,34
1972 14,00 4,34
1973 14,00 5,25

 

Tablo 4. Genel Olarak 1923 – 2000 Yılları Döviz Kurları: Amerikan Doları Ve Alman Markı Bazında Her Yıl İçin

YIL $ DM
1974 Ortalama 13,88 Lira – Krş. Ortalama 5,65
1975 15,00 5,95
1976 16,50 6,85
1977 19,13 8,80
1978 25,00 13,87
1979 35,00 20,22
1980 89,25 45,16
1981 132,30 58,35
1982 184,90 78,25
1983 280,00 101,75
1984 442,50 141,20
1985 574,00 233,15
1986 755,90 387,95
1987 1018,35 638,65
1988 1813,02 1022,86
1989 2311,37 1364,45
1990 2927,13 1947,53
1991 5074,83 3339,81
1992 8565,85 5302,66
1993 14458,03 8347,69
1994 38418,00 24683,00
1995 59501,00 41527,00
1996 106682,00 68579,00
1997 203700,00 114600,00
1999 417000,00 23200,00
2000 EKİM 687000,00 295000,00
2001 OCAK 680000,00 325000,00

SONUÇ

Yukarıdan beri açıkladığımız devalüasyonun kapsamı, uygulanma zorunluluğu, amaçlan ve uygulanma yöntemlerini ve Türkiye’deki uygulamalarını göz önünde bulundurduğumuzda, görebildiğimiz kadarıyla 1923 yılından günümüze kadar ülkemizde yapılan devalüasyon uygulamalarının hiçbiri beklenilen olumlu sonuçları verememiştir. Yukarıda da detaylı olarak açıkladığımız gibi, ekonomisi sağlıklı, ithalat ve ihracatı, ödemeler bilançosu dengeli ülkelerde, zaten devalüasyon uygulamalarına gerek duyulmamaktadır.

Ekonomisi darboğazlarda olan ülkelerde gerekli bütün önlemler alınarak ekonomiyi darboğazlardan kurtarabilmek amacı ile belli süreler ve olumlu sonuçlar için uygulanır. Ekonomisi sağlıklı, üretim gücü yeterli olan ülkeler bazı dönemlerde girdikleri darboğazları aşmak için gerekli önlemleri alarak uyguladıkları devalüasyon uygulamalarını fazla tahribat görmeden atlatabilirler. Fakat Türkiye gibi eğitim seviyesi, milli tasarruf ve üretim gücü henüz yeterli olmayan milli geliri, bölgeler ve insanlar arasında dengeli hale gelememiş, aşağı yukarı her yıl bütçesi açık veren, iç ve dış borçlan kabarık ve diğer ekonomik ve sosyal sorunları bulunan ülkelerde, devalüasyonun tahribatlarını önleyebilmek ve olumlu sonuçlar alabilmek çok güçtür. Bir süre için ihracatın çoğalması ile döviz girdilerini arttırmak mümkündür. Ödemeler dengesini belli bir düzeyde olumlu yönlere eriştirmek de mümkündür. Fakat kalkınmakta olan ülkelerin ithal girdilerine ihtiyaçları fazla olduğundan, devalüasyon nedenleri ile ithal mallarının yükselen fiyatları ülkede hemen hemen bütün üretim alanlarında maliyet enflasyonunu yükseltecek ve bu yükseliş de kısa bir sürede ihraç mallarının fiyatlarını, ağır ağır da olsa arttıracaktır. Bu yükseliş sonucunda ihracatta yavaş yavaş azalmalar görülecektir. Enflasyon yine tırmanışına devam edecek, sabit gelirlilerin sıkıntıları ve diğer ekonomik darboğazlar ortadan kalkmayacaktır. Yine devalüasyon yapılmadan önceki darboğazların ağır koşullarına dönülebilecektir. Nitekim Türkiye’de uygulanan her devalüasyon sonrasında, hemen hemen bütün bu darboğazlar yaşanmıştır.

Türkiye kalkınmakta olan bir ülke olarak, ithal mallarına daima muhtaçtır. Hele her çeşit endüstri alanları için, çeşitli üretim araçları ile ilgili ağır makine ve saireyi ithal etmek zorundadır. Bunların ve diğer zorunlu ithal mallarının yüksek fiyatlarla ithali, ister istemez iç fiyatları yükseltecektir. Esasında devalüasyon uygulamaları olmasa bile Türkiye’de, fiyatlar çoğu alanlardaki toplam arz kıtlığı ve diğer ekonomik ve psikolojik nedenlerle yükselmektedir. Bu nedenlerle uygulanması zorunlu hale gelen devalüasyonlarla, ne kadar önlemler alınırsa alınsın, fiyatların yükselmesi önlenemeyecektir. Fiyatların yükselmesi yanında, uygulanan devalüasyonlarla, elinde dövizi bulunanlar, menkul ve gayri menkul sahipleri bir kat daha zenginleşmekte, bunların yanında sabit gelirli, dar gelirli vatandaşlarımız, iyice fakirleşmektedirler.

Türkiye’de yabancı kuruluşlar, kâr transferlerini yeni devalüasyon kurlarından yaparak büyük Kârlar elde etmektedirler. Yine Türkiye’de yatırım yapacak yabancı sermayedarlar yeni yeni devalüasyon kurları üzerinden, üretim araçları ve nakit yatırımlarım yapacaklarından, avantajları ve kar marjları çok büyük olacaktır.

Bunların yanında, başarılı bir devalüasyonun, ihracatı çoğaltma, ödemeler bilançosundaki açığı kapatma, döviz girdileri artırma, turizmde büyük bir patlama ile turizm gelirlerini çoğaltma, iç fiyatları yeterince istikrarlı tutma, Türk Parasının yine yeterince istikrara kavuşturma gibi faydalar sağlayabilmesi, yukarılarda belirtilen olumsuz sonuçların etkisini, çoğu zaman önemli sektörlerde ülke ekonomisi lehinde sonuçlandırabilecektir.

1980 yılından günümüze kadar ekonomisi güçlü dünya ülkelerinin milli paralan karşısında, serbest döviz piyasası kuralları gereği para politikası uygulamamız, TL. değerini günümüze kadar sadece her yıl değil, hemen hemen her ay kaybetmiştir. Çünkü TL. karşısında serbest olarak rekabet eden kalkınmış ülkelerin güçlü milli paralan, bu ülkelerin kalkınmış olmalarının simgeleridir. Bu ülkelerde ödemeler bilançosu genel olarak sürekli bir şekilde açık vermemektedir. Sürekli olarak döviz girdileri yüksek, genel olarak da ithal girdileri ihraç girdilerinin altında kalmakladır. Türkiye ekonomisi ise bunun tamamen tersidir. Ödemeler bilançosu sürekli olarak açık vermektedir. İthal girdileri, ihraç girdileri yanında sürekli olarak fazlalık vermektedir. Ülke , zaman zaman hyperenfİasyon baskısı altında kalmıştır. Milli paraları güçlü kalkınmış ülkelerde enflasyon oranı yok denecek kadar düşükken, ülkemizde bazı yıllar %100’ün üzerinde seyretmiştir. Yine bu ülkelerde ihraç girdileri ithal girdilerinin üstünde olduğu için, döviz girdileri yeterli olup ödemeler bilançoları açık vermemekte, bu nedenle de devalüasyon uygulamalarına gerek görmemektedirler.

Serbest kur politikasına girdiğimiz 1980’den günümüze kadar TL.’nin serbest kur piyasasında sürekli değer kaybetmesine pek çok iktisatçılarımız, serbest kur piyasası uygulanması nedeni ile TL.’nin değer kaybetmesini, devam edegelen devalüasyon olarak kabul etmektedirler. Çünkü yüksek oranlarda sık sık devalüasyon yapılarak TL. değerinin düşürülmesine, TL.’nin zaten devamlı değer kaybetmesi yanında gerek görmemektedirler.

Kısaca özetlediğimiz bu nedenler karşısında, sürekli olarak dar boğaz içinde mücadele veren Türkiye ekonomisinin simgesi olan TL., ekonomik darboğazlara çok seyrek giren kalkınmış ülkelerin simgesi olan milli paralan ile serbest döviz kuru rekabeti ortamında, mücadelede yenik düşmektedir. Bu yenik düşüş, Türkiye ödemeler bilançosu denk hale gelinceye kadar hatta Türkiye ekonomisi güçlü hale gelinceye kadar öz finansman kaynaklarımızla tüm harcamalarımızı finanse edinceye kadar, yıllık döviz girdimiz sürekli artıncaya kadar devam edecektir.

KAYNAKLAR

BUSCHER, H. (1998), Modelle Der Neuen Klassischen Makroökonomi, München. ÇELEBİ, E. (2000), Doğuş Üniversite’si Makroekonomi Ders Notları, İstanbul. HATİPOĞLU, Z. (1999), Makroiktisat, İstanbul.

KEPENEK, Y. (1994), Türkiye Ekonomisi, İstanbul KORAY, B. (1998), Türkiye Ekonomisi, İzmir .

PARASIZ, İ. (1999), Makroekonomi, Bursa.

SEYİDOĞLU, H. (1999), Ekonomik Terimler Ansiklopedisi, 2. Baskı, İstanbul. STREİT, M. (1989), Theorie Der Wirtsaftspolitik, Düsseldorf.

ÜSTÜNEL, B. (1999), Makroiktisat, İstanbul.

WOLL, A. (1994), Allgemeine Volkswirtschafts-Lehre, München

ÇAKICI Latif, Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1992.

ÇELEBİ Esat “Türkiye’de Devalüasyon Uygulamaları” Doğuş Üniversitesi, İstanbul 2001.

EKEN Nazif, 1946-1958-1970 Devalüsyonları, Maliye Bakanlığı Tetkik Kurulu Yayınları, Ankara 1980

HOUTHAKKE H ve STEPHEN Magee. “İncome and Price Elasticitics in World Trade”, Remev ofEconomics and Statistics. May 1969

IYIBOZKURT Erol, Güncel Ekonomik Sorunlarımı% Ezgi Kitabevi, Bursa 1997.

KARAÇOR Zeynep, İstikrar Politikaları ve Uygulamaları, Ders Notları, Konya 2001.

KRUGMAN Paul and TAYLOR Lance. “Contractionary Ejfects of Devaluation” Journal of International Economics. 1979. Syf:445-456.

MİLES Marc, “The Effect of Devaulation and The Trade Balance of Payment: Some Result”. Journal of PoliticalEconomy. 1979

MOFFET Michael, “The J-Curve Revisited:An Emprical Examination for the Unieted SteLtes”, Joumel Of International Finance. 1989. Syf:425. NARAYAN Regmi, Currency Devaluatıon and Trade Balance: Policy hsue in Nepal Economic Perspective, Syf: 18, United States 2000.

ÖZEL Saruhan, Türkiye’de Enflasyon Devalüasyon ve Faiz Denizbank Yayınları, İstanbul 2000.

PARASIZ İlker, Kriz Ekonomisi, Ezgi Kitabevi, Syf:218, Bursa 1996 PARASIZ İlker, Enflasyon-Kıi^rAyarlamalar, Ezgi Kitapevi, Mart 2001.

STİPALLER Etich, “Short Run Effect of Exchange Rate Changes on Term of Trade and Trade Balance”, IMF StaffPaper. 1980.

TOKGÖZ Erdinç, Türkiye’nin İktisadi Gelişme Tarihi (1914-1999), İmaj Yayıncılık, 5. baskı, Ankara 1999.

WÎLLİAMSON J., The Open Economy and The World Economy, Basic Bolos Inc., New York., 1983.

DİE İstatistik Bülteni 1961.

tez hazırlama

http://www. treasury.gov.tr

tez hazırlama merkezi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s